Yaa durduk yere nedensiz yere aptal bir bunalım :S ..... İşte eve giderken "sanırım sonrada kendimi öldürürüm" gibi şeylerle kendimden geçtiğim an:
"Ah tanrım sanırım gerçekten acınası bir durumdayım (en azından ne halde olduğumun farkındaymışım buda bir ilerleme) nasıl oldu ve neden oldu bilmiyorum sadece mutlu yüzler görmek bile beni rahatsız ediyor ve üzüyor. Ben niye somurtuyorum (diye kendimi sorguluyorum çünkü üzülmem için başıma bir şeyde gelmediki gelse eyvallah deyip karanlık dünyamda yaşayıp ölecem ama durduk yere duygusala bağlayan ergen sevişgenlerinden değilim ben!!!)" ve sonra şuursuzca bir şeyler yazmaya devam etmeye karar veriyorum bu kadar olumsuz bir ruh halini sürdürmeme yardımcı olsun diye...
"Sabah kalktım gayet sıradandı. Üzerimde karamsarlığa iten bir yorgunlukta bile yoktu. Bu sadece... Sadece neden kafam bozuk anlayamıyorum" evet burda sadece tekrarlanıp American gençliğinin özenti hareketleri (I just.. just...) bile görülmekte o kadar fena durumdayım.
"Sabah arabadan dumanlar çıktı falanca lanet olası boru patlamış... Neyse yolun bir ksımını yürüyerek gitmek zorunda kaldım. Bu o kadarda kötü değildi zaten otobüslede gelsem buna yakın bir yol yürüyecektim... Sonra saçmaydı öylece saçmaydı. Nedense derste anlatılanları anlayamıyordum. Sanki lise 3 değilde 7. sınıf öğrencisi falandımda kafam basmıyordu. Yani aslında sadece bildiğim derslerdi ama ben bir anda anlatılanı anlamamaya başlamıştım. Bu da kendimi moron gibi hissetmeme yol açtı. Hatta son ders fizikti bende üstümdeki aptallığı atarım sanmıştım çünkü fiziği severdim ve eğlenceliydi benim için ama defste hocayı kale bile alamadım. Sonra babam mesaj attı arabayı yaptırıyormuş. Türkçe meali eve otobüsle dönüyordum yani. Ama çok akıllı ben kulaklığımı ilk defa falan yanıma almamıştım sabah içimden 'ne gerek var arabayla gidip geleceğim kısa sürüyor zaten...' Ne aptallık ama!! Normalde bakkala giderken bile yanıma aldıım aptal kulaklığı şimdi niye yanıma almamıştım ki !! bunun farkına varınca kendi kendime 'Hıh harika arabanın bozulacağını nasıl da düşünemedim çakralarım kapanmış olsa gerek - sora içimden lanet olsun diye çığırıp durdum-' ve otobü beklemeye başladım ve bindim en azından bu normal bir şeydi sonrasıysa utanç verici. Kent kartımda para kalmamıştı ve bir anda 2 gün öncesinde aklıma düştüğüm notu hatırladım 'Şu salak karta para yüklede otobüste mal gibi kalma seni ahmak' ama ne yapmıştım tabii ki de unutmuştum (And The Best Idıot goes toooooo Ece!!!! -ve otobüs halkı beni alkışlıyordu ve şoförde bana ödülümü takdim ediyordu. Yani 3-5 bilet mi ne şu aptal kartlardan veriyordu ve ben bu süre boyunca ayakta herkesin gözü önünde kartında para olmayan ezik insan olmuştum İzmir'de işler böyleydi cebinde 5 kuruş para olmasa bile kartında olmalıydı ama bendeyse tam tersiydi.. ) Böylece şimdi kendimi daha mal hissediyordum. Ayrıca otobüste tanıdık vardı ama kent karta ihtiyacım olduğunu ya farketmemişti ya da beni görmezden gelmek işine mi geliyordu ne?! Bunu farkedince bir an arkadaşım dediğim herkesten nefret etmiştim. Buda kendimi daha aptal ve yalnız hissetmeme yol açtı.
Ayrıca başka acıklı olan şeyse herkes dershaneye arkadaşlarıyla ortak gider aynı derhane seçilir ve matrak olsun diye takılırlar falan ama ben kanki diyebiliceğim birileri yoktu. Otobüste bile karşılaşamoyordum. Karşılaştıklarımsa sadece sıradan bir kaç tanıdık "arkadaştı" ve onlarda bir kent kart bile basmıyorlardı benim yerime" evet ne acıklı değil mi insanın böyle saçma salak bir durumda olmasından daha kötüsü bunu farketmesi olsa gerek ııaahhh!!
"Ve şimdide etrafımda gülüp, eğlenen tipler çıkmaya başladı. Sanki otobüs değil bardaydık!! Muhtemelen benden birkaç yaş küçük veletler ve lanet olsun sürekli gülüyor, kıkırdıyor ve eğleniyorlardı. Bende bir anda kendimi 90 yaşında artık tanıdığı herkes ölmüş yalnız biri gibi hissettim. Üstlüne üstlük çocuklara bakıp birde bunları yazıyor efkarlanıyordum aferin bana ne kadarda akıllıyım. Utanmasam yerde tepine tepine kör olana kadar ağlayacaktım!!! Biraz daha sonra arka beşlide gölgede kalan o muhteşem köşede oturmuş gözlüğümün altında salya sümük ağlamamaya çalışırken dibime 2 kadın oturdu muhtemelen 20'lerin sonlarında falandı kadın dediysekte 50 yaşında değil tabii... Sürekli telefona bakıp bakıp gülüp hai hai gibi sesler çıkartıp bir şeyler hakkında yorum yapıp eğleniyorlardı. E buda biraz fazlaydı ben 90 yaşında hissediyorum diyorum yanıma gelip dibimde gülüp eğleniyor millet!!"
"Sanırım başıma gelen yegane iyi şeylerden biri otobüsten indikten sonra artık ne gelirse otobüs, minibüs ona binip evin yolunu tutacaktım... Bir minibüs geliyordu binip binmemek konusunda karasız olduğum için biraz geç hareket ettim ama 'şoför bey amca' beni son anda hareket ettiğimi görüp duraktan ileeerde bi yerde durdu. Kendimi bir anda iyi hissetim. Belkide o kadar görünmez, kayıp, ezik bir tip değildim. Yol boyunca elimden geldiğince adamın ekmek parası için gözünü 4 açıp her gördüğü müşteri için anında frene basmadığını düşünmeye çalıştım."
Otobüs saçmalığı ( " içinde olanlar) bitti ve sonra eve doğru yürüyordum yolda sesli sesli konuşmak istedim çünkü hakikaten ağlayacaktım (neden çok saçma?!?) kendime "5-6 bira içip kafa bulmak istiyorum" dedim ama bu tabii ki de mümkün değildi ama ben yinede marketin yolunu tuttum "lanet olsun içki almayacağım tabii ki de ama enerji içeceğime kimse karışamaz değil mi !!!!" deyip süklüm püklüm markete yürümeye devam ettim yolda gideken adımlarım her seferinde küçüldü çanta ağırlaştı taşımanın anlamı olmadığını nasılsa burası güvenli, bir yere bırakıyım gelirken alırım diye düşündüm ama sonra yine sesli bir şekilde " Ama lanet olası çocuklar! Onlar her yerde ve ben çantamı bu p.çlerin yakınında bırakamam" dedim. Elbette bütün önemli eşyalarım elimdeydi ama bırakazmazdım yinede. Bende sürüklemeye başladım çantayı "Nike çantam yerde sürünüyor olabilirsin ama seni umursayamıyorum bile hiç kusura bakma." (normalde asla yere koymam biri dokunduğunda çığlık atmaya falan başlamam muhtemeldir!). Markete vardım ve aptal enerji içeceğini almaya gittim tamam Burn çok kötü değil ama Red Bull satsanız ölür müsünüz diye düşünürken resmen yüzüm aydınlandı sadece Red Bull için ayrılmış bir bölüm gelmişti. Mutluluktan çığırıp taklalar falan atmak istiyordum hemen aldım ve kasadan geçtim hatta kasiyer arkdaşa teşekkür bile ettim yani bunalımdan çıkıyordum. "ulan s.ktir et evi biraz turlayayım" dedim gidip gölgede otluk çayırlık içinde bir bank aradım buldum ama güneş alıyormuş gibi gelince "Amaaan boşver şu an zaten tam ergenlik bunalımı havasındayım" dedim ve normalde yapmayacağım bir şey yapıp çimlerin üzerine oturdum ve bir ağaca yaslandım (bu normaldi ama genelde orda insanlar otumazdı bile sadece yolunun üstü olduğu için geçer giderlerdi çok nadiren dibimdeki banklara falan otururlardı. 4-5 yılda bir falan toplamda belki 10 kişi oturmuştur...) ağaca yaslanıp ortalığı seyrettim ve biraz kendime geldim Red Bull'umun tadını çıkara çıkara içtim ortalıkta insanların bana bakıp manyak mı yaa bu diye yorumda bulunmasını istedim ama farkıma varmadılar. Dediğim gibi çok tenha bir yer...
Sonunda evin yolunu tuttum. Yolda şarkı söyleye söyleye geldim (Bewitced theme song-Steve Lawrence, Singin' in the rain gibi klasiklerden takıldım neden dizi müziği mırıldandığımı dahi bilmiyorum...)
ve sonunda normal hayata geri döndüm ve anlamsız bir şekildede buraya yazma ihtiyacı duydum... (Tanrı yardımcım olsun)