24 Ocak 2011 Pazartesi

Seninki kaç santim? - Greenpeace

Seninki kaç santim? - Greenpeace: "2050’de dünyadaki balık stokları tükenecek. Denizleri hala sonsuz bereket kaynağı olarak görüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Büyük balıkların %90’ı çoktan yakalandı. Toplam balık stoklarının %60’ı bitti. Gerı kalan %40 ise 40 yıl içinde son bulacak. Balıkların bittiği gün deniz yaşamı da bitecek."

Arkadaşlar bakın tıklayın. Sizde bir balık yetiştirmeye başlayın! Korkmayın zor değil. Zaten saatlerce ekran başındaoturan bizler için yeni bir eğlenceden başka bir şey değil hatta bu vesileyle hayra geçiyoruz dimi ama!!

17 Kasım 2010 Çarşamba

tatil klasiği dicem ama neresi klasik lan bunun ...

   Kucağında poşetle yolculuk. "anne camı kapar mısın kusmuk poşetim uçuyor?" Amanın tatilde miyiz kusmuk diyarında mı anlamadım. Gece 5 kereyle teee 8. sınıftaki  oscarlık performansımıda geçmiş bulundum. Yayında ve yapımda emeği geçen mide ve baaaağaaarsaklarıma teşekkürü bir borç bilirim.
   Velhasıl dün abimin "öğğ böğ!!" sesleriyle uyandım ne ayak falan dedik. Vatandaş 10 tane mandalina yemiş (benim payımla beraber) bizde üşütmüş birazda fazladan yediğine saydık.
   Efenim akşamınada ben patlayınca bütün ev ahalisi tırstı. Ama abim bi kere kustu mustu gitti bitti. Benimkiyse kapalı gişe oynadı mua koduk artık 4. den sonra maytap geçmeye başladım. "kaçıranlar için bir sonraki seans 1 saat sonra..." falan. Sabaha karşı bir daha kusarak jübilemi yaptım.
   En saçması da şu an Jack Saworetti, Bob Dylan falan dinleyip midemi sakinleştirmeye çalışıyorum ama radyodan gelen birtakım parazit sesler "ulaaan kussam bu kadar olur!!" dememe neden oluyor. Ne mi çalıyor ? size en meşhur yerini söyliiim siz anlayın artık
"Ar yuu rediiii-i-i?? Van tu tıri forooo !! Ağrı Daağaan eteğindee-e..." hass...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Hiç Değişmeyen Bir Tatil Klasiği

   Uzun zamandır beklediğim tatil sonunda geldi. Gelmesine geldi ama (her yıl olduğu gibi) istediğim gibi değil. Vay arkadaş bu kadar talihsizliğe nasıl bir isim konur ben bilmem...
   Şimdi İzmir'de günümü gün ediyor coşuyor kopuyor çeşitli manyakılıkların altına imzamı atıyor olabilirdim... Tamam gerçekçi olalım bişe yapmayacaktım ama en azından arkdaşlarla takılırdım şimdi bilmem kaçıncı kez İstanbul'da eve hapsoluyorum. Hani bi de böyle bi şehire geldin gezsene derler adama ama imkanlar kısıtlı (insanın nazi gibi annesi olmasın)
   Dün istanbul'a ayak bastım (ne yazık ki araba yolculuğuyla)  Daha geldiğimin ilk dakkasında "Ece  şunu topla! Ece şunu şeet bunu şaap"(hepsi emir kipiyle) lan destur bi sakin yahu hemen uçuyosunuz bee...
   Bugün isteğim dışında uyandırıldım (TATİL GÜNÜNDE-en nefret ettiğim şeylerden ilk 10'a girer hani-) "Ece pide yemeye gidiyoruz bıdı bıdı..." eyi taam buna sevindiydim. Neden ? masa toplamayacam yaa o bana yeter. Abicim insanı acele ettire ettire yok efenim bi saattir bekliyolarmış benle abimi bıdı bıdı. Ses etmedim hadi neyse... Gittik yedik. "Nereye burdan??" diye sorma cesaretini gösterdim "EVE!!" ay ne eğlenceli sanki bişey yaptıkta yoruldukta eve gidiyormuşuz havasında toparlandık heç eve gidesim gelmedi....
   Kapıdayken babam oto pazarına (sene 2010 ama hala otopazarlarına gidiyoruz evet) gidecem zart zurt deyince bende sıkılacağımı bile bile aşka gelip bende geliyorum diye yırttım kendimi. Zorda olsa kendimi zorla götürttüm...
   İstanbul güzel şehir ama herşey dip dibe arkadaş. Araba pazarındayız (evet kızlarda gider ama sadece sıkıntıdan). "Neden kurban bayramında ha?!" dibimizde bir de hayvan pazarı (Aman tanrm hayallerim gerçek oldu asrın icadı oto ve hayvan pazarının birleştirilmesi). Ne biçim bir yer yahuu sırf çevredeki koku yüzünden araba fiyatları yarıya inmeli... Tanrım nasıl anlatsam bu abimin odasında durmaktan bile daha zor (kendisi birkaç yılda bir ıslak mendille temizlenir sadece...)
   Başka bir otopazarına doğru yol alıyoruz. Bulmak için hemen hemen yol üzerindeki bütün benzincilere yol soruyoruz. 3 kafayız ama hiç birimiz karşıda konuşanı dinlemeyip saniyesinde yolu unutuyoruz bende her yol sorduklarında ehi ehi diye gülüyorum (arabayı kullanan ben değilim ya) Azmedip buluyoruz pazarı o da ne ? Sanırım bu da bi satış tekniği "can't touch this" şarkısı eşliğinde arabalara bakmak :D insan gaza geliyor yahuu
   Veee sonunda aradığmız helal süt emmiş arabayı buluyoruz  (yani aslında benim istediğim arabayı -arabadanda bi anlarım bi anlarım...-) 7 tane koltuğunu görünce içim ısındı elimde olsa evlat edinicem müstakbel(umarım) cipimizi. Daha sonra babam hangi arabaya baksa "baba sen neler yapıyosun biz arabayı bulduk bakma öle etrafa bir daha görmiyim bak sinirleniyorum" deyip kendi kendime gelin güvey oldum işte.
  Bu şekilde giderken gözüme takılan birkaç şey
-Kesinlikle oto pazarında şu tepkiyi verme " aa bak araba!!" (kendimden utandım)
-Tabela asıp yanına bi adam koyan otoparklara yaklaşma bile (neden derseniz tabelada pazar günleri 20 tl, adamın elindeki tabeladaysa 5 tl yazıyo -canlı billboard-)  hadi canım İstanbul'dayız illa park yeri bulunur pehh...
-son olarak İstanbul'daki kedilerden uzak dur...
Şimdi arkadaşım buranın kedileride pek rahat! Neredeyse ezilecek ama istifini bozmadan sallana silkene yürüyo arabanın önünden mecburen bizde yavaşlıyoruz. Utanmasa bize otostop çekicek bee...

12 Kasım 2010 Cuma

Rorschach'e kalkan eller kırılsın

Az önce Watchmen in birkaç şarksını bulup dinleyesim geldi...
Yaa allahım yaa çok güzel film istediğim gibi bitmedi ama kurgusuna karakterlerine ölürüm ben onun
Her ne kadar sonunda dayanamayıp ağlamış olsamda (rorschach öldüren o mal varyaa!!!) en sevdiğim filmlerden biri hele müzikleri yok mu aşık etti beni kendine
Normalde filmlerinde başında mıy mıy isimler geçtiğinden sıkılırdım ama ona bile bayılıyorum hatta direk o kısma ölüyorum diyebilirim (3.27 beni etkileyen kısımlardan sadece biri)
http://www.youtube.com/watch?v=vOKXk64G03g
üşenmeyin izleyin bu izlenmezde ne yapılır ahh ahhhh!!!
Şarkı için Bob Dylan - The Times They Are A-Changin'
daha birçok şarkı var ama benim favorim bu hani =)

7 Kasım 2010 Pazar

konudan konuya uç dur anca bu olur benden - 2

06.11.2010
Ah ah nereden başlayayım unutmayayım diye not bilem aldıydım. Kendimi sapık gibi hissetmedim değil yanii...
---
  Türkmax'ın kendi havasında takılıp, rating sevdasından uzak dizi ve program yazışına hastayım. Tamam geneli "çok bıaanıaaal" (tiki gibi söyleyerekten) ama güzelleri de var.
  "1 Kadın 1 Erkek" çok sempatik, samimi ve kendi hamurunda yoğurulup gidiyor. Bir ara reklamlara malzeme olması pek hoşuma gitmemişti ama napalım... En çok şunu seviyorum; korkmadan belden aşağı espriyi patlatmaları ya da her şeyi sekse getirilebilmeleri tam gerçek hayat muhabbeti budur abi!! Hep millet bir başkası böyle espri yapınca gülmez, iğrenir falan. Ama ... koduğumun sen yapmıyon mu ?!? Mesela ben bablar gibide yaparım hatta adımın sapığa çıkmasıda olasıdır... Her neyse....
  Bir bölümüne rasgeldim. Öldüm, bittim, gülmekten. Genel özeti şuydu: Zeynep Ozan'ın elinde şiir kitabı görüp "Etkilendim. Şu an var yaa çok seksisin" falan dedi. Öyle bir şey beklediğimden hayalimdeki sahnenin gerçekleşmiş olmasının verdiği zevkle beraber hayvan gibi güldüm ahıahıahıahıa. Ardından (yine tahmin ettiğim gib :D ) Zeynep'in "Seni yerim ben" deyip Ozan'ın "Ye beni sen ye ye!!" şeklinde karşılık verip abazaya bağlamasıyla Zeynep az daha tongaya düşecekti. Çok eğlendim doğrusu. Seviyorum ben bu kerataları yahuu :))

NOT:Mobil TV nin allah belasını versin !! O kadar telefona yükledik ama ses gelip gidiyo, görüntü desen ondan aşağı kalır yanı yok. Video satın alıp izleme olayı varmış. Bi' baktım 1 Kadın 1 Erkek diye bi dünya video. 1-2 tl karşılğnda bir tanesi aldım ama lanet şey açılmadı :S ALLAHINDAN BUL TURKCELL!!!
----
Artık pek reklam izlemiyorum. Zaten oldum olası reklamlardan nefret etmişimdir. Nadiren sevdiğim reklamlar çıkar. Mesela Colin's reklamını çok seviyorum (yanlış marka demedim umarım...hani şu "değil geride kalma" muhabbeti)... Ayrıca genelde coca-cola reklmalarını severim (salak pepsinin aksine). Az önce bir sucuk aktı, geçti, coştu ekrana "EBEN!!" diye küfredip terliği geçiriverdim. Eyi reklam yapmış namuzsuzlar. Acıktım bee. Ayrıca haklarını vermeyelim bide şu "makarna dalgalarda sörf yapmak..." falan diye giden reklamda sempatik.
  Onun dışında kredi kartlarına gıcığım, tavım, kılım, sinirim bilaader!! Abisi bu ay ödeme, 5 yıl sora öde zart zurt. ... koduk bülent başkan mezarda ödersiniz diye yakında mal mal reklam çıkarsa şaşmam. Sen sadete gel sonuçta bilmem kaç milyarı banka sana sokuyo mu ? Yesokay (B.M.Y.G gibi hızlıca birleşik okuyaraktan). Ha bir sonraki ay ha 1 yıl sora... İlla girecek kaçış yok beaa!
NOT:"B.M.Y.G." Baş müdür yardımcısı gülsevin hocanın kısaltılmışı hani adam gibi bi kere yazaydın şimdi ne açıklıyon mala bağladın diyenler için bunu sadece not yazabilmek için yaptım!!! NOT yazmayı seviyorum yüce tanrım. Bunu beğenmeyip burun kıvıralara gelsin "Size uçan döner tekme atarım!!" (zamane bebelerinden öğrendim benim zamanımda da vardı ama garipsedim beaa)
---
Neyim bilmiyorum ama fanatik değilim. Küçük Sırlar eyi hoş ama bi' garip. Sağolsun hafta boyunca iple çektiğim tek gün artık cumartesi. Saçma diyaloglar, iğrenç kıyafetler, güzel olan kıyafetide bakkala çakkala gidilen yerlere giyme tarzında abidik ve de gübidikliklerle beni benden alıyor arkadaş.Vücudumun artık neresiyle gülsem bilemiyorum.(genelde tavsiye edilen yer:k*ç) Ayrıca Arzu'nun saçma hamileliği (insan korunur yaa {muhtemelen 90 lı yıllarda yapılmış bi türk filmindeki sahne aklıma geldi köyde aile planlanması anlatılır. Eski toprak adı altında raflarda 3 tanesi 4500 gaymeden satılan kadınlardan biri kocasına aynen şöyle yapar: elindeki kondomu beyinin yüzüne atıp "tak bunu" der eskilerde pek kudurukmuş...Gerçi yeni Nesilinde aşağı kalır yanı yok}) sonracıığma efenimsponsor KRAFT'la birlikte dizi nereye gidiyor. Anlayamadım. Ayrıca birde engelli çocuk çıktı. Hayır yani ilk başta kendine tehlikeli bir hava vermeye çalıştın şimdi sosyal mesajlar diyarı oldun. (bkz:parayı-100 TL- parçık pinçik eden engelli arkadaşa dizinin zamanında kocasına para için oyun oynamış olsada bunda pişmanlık duyan neslişah'ın "melek bu" demesi )
  Hepsini geçtim. Ekşide küçük sırların en son yazılan 95-96 nın oaraları bi bakıverin neler neler var yarıldım doğrusu. Daha çok şey varda hepsini okuyamadım üşendim (linkte atardım üşendim. Merak eden baksın. Biraz araştırmacı olun ey yükselen gençlik)
  Ayrıca dizi kesinlikle SMS bitirmeye yönelik :D Arkadaşlarla dizi boyunca dedikodusu yapılıp eğlenilebilir...
SONUÇ:Bu dizide olmasa hayatımdaki olağan haftalık absürdlük sınırını zorlayan bir şey olmayacak.
Biraz geçtikten sonra... 
Aynaya baktım fikrim değişti...
YİNE NOT: Aslında resim mesim de koyacaktım gece gece uğraşamadım arık siz görsel ögeler varmış gibi falan davranında gözüm arkada kalmasın (vicdan azabı çektim pehh psikopatım ben sadece tıbbi belgelerle teşhis konulmadı o kadar)

29 Ekim 2010 Cuma

konudan konuya uç dur anca bu olur benden :))

    Ne yazacağımı unuttum. Olurda biri gelir enselenirim diye defterler ve çalışma kağıtlarının arasına seni saklamaya o kadar takmışım ki uzun bir aradan sonra ilk kez gelen ilham perilerim beni transit geçip gittiii... (ki ne kadar değişik şeyler vardı aklımda)

-----

    Diyordum ki zaman. Acımıyor kerata akıyor gidiyor. Şarkı dinliyordum. {aslında ders çalışıyor olmam gerekirken tıpkı şu anki gibi} 1. şarkı, 2. şarkı, 3. şarkı... Hepsi bir anda bitiveriyor. Ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlamak imkansız. En az 3 dk desen bir şarkıya 5 tane dinlesen 15 dk oluyor...

    "Akşam Romantik Komedi var. Sinemada izlemiştim ama televizyon veriyor tekrar izleyesim geldi. Saat 8 e kadar ders çalışmayı planladım ama yaptığıma bak"

    Bu paragraftan ne anladım: Her şey ZAMAN! aklım fikrim zaman olmuş. Yani ders çalışmıyor, tv izlemiyor sadece vakit hesaplıyorum. SAÇMA! Sadece saçma. Aklı olan zamanını verimli geçirirdi ama...

    Yarın sınav var ve ben konuları adam gibi bilmiyorum bile. Yarın 50 tane soruyu komşular çözecek yaa!! Ondan kasmıyorum. Nasıl bu kadar rahatım onu da anlamıyorum. (bkz:soğukkanlılık) (bkz:ölüm haberi alınca kahkahalara boğulan mal)



-------




    "Tanrı sadece kırmızı pelerinli gücünü paylaşmayak istemeyen küçük bir kız çocuğudur."

    Tamam yanlış yazdım biliyorum ama filmden aklımda bu kadarı kaldı bir de ben modifiye edince böyle oldu haha (bkz:Superman Returns) Her neyse demek istediğim... Tanrı kesinlikle bencildir ve istediği kadar verir. Daha fazlası için dua etmek saçmalıktır.

    Ama orantısız verir. Ne kadar aptal varsa ünlü olur, para içinde yüzer ve bizler için sanki onlar gibi harika olmadığımız için üzülüyormuş gibi yapıp içkilerini yudumlarlar. Bizse onların bu kandırıkçı hallerine inanıp onları daha çok severiz...

    Tanrı kesinlikle hatalı. Bu akılsızlar yerine bizim gibi yaşadığını farkedip ayakta durmaya çalışanlarla gücünü paylaşmalıydı... Ama elbette bir gün onunla karşılaşacağız.

    Biz her gün stres yaşayalım. Ya bir şeyler yapmaya çalışalım ya da bir şeylerden kaçmaya çalışalım (şu anda benim yaptığım gibi) Hayat adil değil derken bunu kastediyorlar işte. Ama Tanrı'dan başka kimi suçlayabili--

    Biz tanrının oyuncakları, muhtaç yaratıklar, üretim hatası defolu mallar...


not:evet evet biliyorum alakasız şeyler yazdım ama her neyse işte canım yazmak istedi...

29 Eylül 2010 Çarşamba

Bir ESHOT Macerası

Gayet sıradan bir gündü “31 Eylül son gün” lafını duyana kadar…
Kentkartları yeniletmek için alınan öğrenci belgesini yanlış doldurup daha sonra tekrar almak suretiyle imzalatmak için müdürün kapısında köpek olduk. Ama müdürün odasından yürüttüğüm şekerle ödeşmiş olduk "HA HA HA!!"
Daha sonra kartı yeniletmek için son birkaç gün kaldığı hakkında dedikodular gelince bizde "alla alla" nidalarıyla sahil yolundaki durağın yolunu tuttuk (bizi bekleten arkdaşlara buradan iyi dileklerimi iletiyorum). Otobüs bir anlamda okul servisi görevi görürken sıkış tepiş bindiğimiz otobüste arkadaşlarım dediğim Ö.A ve G.U. tarafından tacize maruz kaldım. Yol boyunca sürekli olarak "dedeleri" anarak gittiğimizden olsa gerek paso .....
http://www.nobrain.dk/ (eğer bünyenizin ve bilgisayarınızın kaldırmayacğını düşünüyorsanız tıhhlamayın arkadaşım!!)
Her neyse.. Yolda insanlara el sallaya sallaya gittik. Sonunda indik ve ESHOT'un yolunu tuttuk.
İşte o an gelmişti. İnsanüstü bir kalabalık vardı tabii ki de ve araya kaynak bile yapamamıştık adam gibi...
Sırada beklerken ölen beyin hücrelerimizin haddi hesabı olmazken gürültü yaptığımız içinde yandaki dükkanın sahibi matrix gözlükle bey amcadan tepki aldık "Sanki müşterisi var da gerizekalı...(bu Mizu Aikawa)"
Hala sırada bekliyoruz ve sıcaktan erirken artık dayanamayıp yavaş yavaş düğmelerimi açıyorum(çok bile dayandım). Ben düğmelerimi açarken dayanamayıp bana yardım eden mizu'ya gelsin bu video:
Ayrıca burdan Sezgi ve Tayfasına sesleniyorum "Nasıl oldu anlamadık ama önümüze geçmeyeceeediniz cık cık cık heç olmadı"
Sonunda kenkkartları yenilettikten sonraki Öykü'nün mutluluğunu anlatmaya Türkçem yetmez(Herkesin içinde Litvanya dansı yapmak). Hemen sonra "We are the champions" şarkısıyla kentkartlar havada kutladıktan sonra bir fotoğraf çektirerek bu anı ölümsüz kılmak istedik. O sırada "Cheese" diye bağırıp mutluluğumuza mutluluk katan (muhtemelen Alman) turiste burdan teşekkürlerimi iletiyorum. "Hands up everybody!!!"

NOT:Son olarak acısıyla tatlısıyla geçen şu günde 31 Eylül nasıl son gün olabilir!! 31 Ekimmiş ammavelakin tespit edemediğimiz bir arkadaş Eylül ayının "ossbir çekmediğini" çakamamış bizde zokayı yutup böyle bir maceraya atılmış olduk...